<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589</id><updated>2012-02-16T16:16:44.737+02:00</updated><category term='trenle Avrupa seyahati'/><category term='tatil'/><category term='Interrail'/><title type='text'>Birant'ın Günlüğü</title><subtitle type='html'>Hem çok rahat hem de çok net olanların sayfası</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>12</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-7435745997478812076</id><published>2010-03-11T19:08:00.033+02:00</published><updated>2010-03-12T20:10:59.531+02:00</updated><title type='text'>Ekonomik Buhrandan Çıkış ve Sanayi Devrimi - 1</title><content type='html'>&lt;div&gt;En son yazımı yazalı 2 sene olmuş ve artık sahalara geri dönmemin vakti geldi sanırım. Size Şikago'dan yazıyorum. Nasıl mı oldu bu? İyi bir iş teklifi, ardından eski bir dostu arayıp hal hatır sorma ve bunu müteakip tatil kararını alıp uçak biletini satın almak kadar kolay oldu. (Tabii ki bu süre zarfında bana anlayış gösterenleri unutmamak kaydıyla) Bu sefer kararım kesin. Hayatın kısır döngüsünden çıkmanın tek yolu yazmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir haftadır buradayım ve şansıma havalar güzel burada. Yani en azından Gülin'in dediği kadarıyla. (Gülin benim 27 yıllık arkadaşım ta ilkokuldan. Yaklaşık 9 yıl önce Şikago'ya okumak için gelip buraya yerleşen, kardeşim kadar sevdiğim bir insan) Geçen hafta hava sıcaklığının -20 derece olduğuna şaşmamak elde değil. Bugün sabah itibarıyle gün geçtikçe artan bir sıcaklık var. Örneğin dün 69 F'tı yani yaklaşık 21 derece. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7 gün çok da gezmedim doğrusu ne yalan söyleyeyim. Genel de yürümeyi tercih edip buradaki hayatı tanımak, fotoğraf çekmek ve etrafı keşfetmekle geçirdim günlerimi. Tatilin 2. haftasında daha çok müze ve sanatsal aktivitelere zaman ayırmayı düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eh fotoğraf demişken birkaç çeşitleme yapmak gerekiyor haliyle. Bakalım ¨Fotoğrafta Kompozisyon¨ kursu etkisini göstermiş mi? Hazır lafı gelmişken bir de çılgınlık yapıp teknoloji harikası bir lens aldım buradan. İlsucuğumun dediği kadar varmış gerçekten. Ben de yetenek onda sanıyordum meğersem lensteymiş. :)   (Fotoğrafçılığa meraklı olanlar için: Makina - Nikon D300,  İlk  kullandığım lens Nikkor 24-85 mm 1:2.8-4 D, yenisi ise Nikkor 17-55mm 1:2.8 G)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yolculuğumuza az buçuk hamburger tutkunu olduğum için Cheesecake Factory'den başlıyoruz. Daha önce Las Vegas'ta da gittiğim bu lokanta adından da anlaşılacağı üzere Peynirli Kekleri ile meşhur ama ben genel olarak et yemekleri ve hamburgerlerini de başarılı buluyorum. Peynir tutkunları için Blue Cheese B.L.T. Burger (B.L.T.'nin ne olduğunu aramanıza gerek yok, uzun hali burada zira: Bacon, Lettuce, Tomato. :)) ve içecek olarak Frozen Iced Berry'i seçtim. Tavsiye ederim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5psLP67HTI/AAAAAAAAAPw/wzccgT05tMQ/s1600-h/DSC_5910_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5psLP67HTI/AAAAAAAAAPw/wzccgT05tMQ/s200/DSC_5910_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447785639766072626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemeğin dışında lokantanın iç tasarımı da çok hoştu. Tüm ayrıntılar sanki Kaptan Nemo'nun Nautilius'unu andırır gibiydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5ptWdQnyOI/AAAAAAAAAP4/S_MgVCEYjnQ/s1600-h/DSC_5916_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5ptWdQnyOI/AAAAAAAAAP4/S_MgVCEYjnQ/s200/DSC_5916_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447786931836930274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemek beni fazlasıyla doyurduğu için maalesef keke yer kalmadı, bir duble espressoyla bu güzel yemeği taçlandırıp oradan ayrıldım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gülin çalıştığı için onunla iş çıkışı buluşmak amacıyla Belmont üzerinden Paulina'ya doğru yola çıktım. Metro sistemi Şikago'da araba bağımlılığını az da olsa ortadan kaldırdı benim için. Şehir merkezinde ve yakın çevrede gidebileceğiniz noktalara metroyla ulaşmak mümkün. Sistem çok karmaşık değil ve kullanımı da gayet kolay. 1 haftalık bilet (1 week pass - fiyatı 23$ ve otobüslerde de geçiyor) benim için ideal bir çözüm oldu ama daha kısa kalacaklar için 1 ve 3 günlük biletler de mevcut.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5pvxLzjTeI/AAAAAAAAAQA/3BTLV8xew74/s1600-h/DSC_5937_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5pvxLzjTeI/AAAAAAAAAQA/3BTLV8xew74/s200/DSC_5937_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447789590031322594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz da şehrin genel dokusundan bahsedeyim. Tahmin edebileceğiniz gibi Şikago'da da gökdelenler şehir merkezine hakim. Farklı mimari ve yüksekliklerde onlarca devasa bina var. En meşhuru, Şikago'nun hemen hemen tüm fotoğraflarında yerini alan Sears Tower. ( Yeni adıyla Willis Tower ama kimse bu ismi kullanmıyor, ben dahil) Sears Tower inşa edildiği tarih olan 1974'ten 1998'e kadar dünyanın en yüksek binasıymış. Hala ABD'nin en yüksek binası özelliğini elinde bulunduruyor. Meraklısı için birkaç bilgi daha. 2001 yılında bombalanan World Trade Center'dan da yüksek olan Sears Tower'ın bina yüksekliği (çatısındaki anten dahil olmak üzere) 527 metre ve 108 katlı bir bina. Şu an dünyanın en yüksek binası ise 2010 yılında hizmete giren Dubai'deki 828 metrelik Burj Khalifa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarıda da bahsettiğim gibi her köşe başında, eski ya da nispeten yeni bir gökdelene rastlamak mümkün. İşte 1924 yılında açılmış olan Allerton Oteli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p0GkqeHoI/AAAAAAAAAQI/C_GHj7Qu0gw/s1600-h/DSC_5951_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p0GkqeHoI/AAAAAAAAAQI/C_GHj7Qu0gw/s200/DSC_5951_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447794355527884418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şehrin yerin altından giden hatları dışında bir de havadan giden Kahverengi Hattı (Brown Line) var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p2L7cYRWI/AAAAAAAAAQQ/OrvD0davsbs/s1600-h/DSC_5960_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p2L7cYRWI/AAAAAAAAAQQ/OrvD0davsbs/s200/DSC_5960_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447796646565397858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kadar şehir bölge planlama dersi yeter. Biraz da sporsever okurlarımı mutlu edeyim. Şikago'ya gelip Chicago Bulls maçına gitmemek olur mu? Hem de rakip, 11 maçtır üstüste kazanan Dallas Mavericks ise. Chicago Bulls maalesef bu sene formda değil. Takım, Michael Jordan'lı günlerini aramadan edemiyor. Bu sene NBA'de ikinci yılını yaşayan Derrick Rose liderliğinde Play-off'ları hedefleyen sıradan bir takım görüntüsündeler. Bulls maçlarını 20.917 kişilik United Center'da oynuyor. United Center şehir merkezinin biraz dışında ve 19 veya 20 numaralı otobüsle salona erişmek mümkün. (Daha fazla bilgi için http://www.transitchicago.com/news/default.aspx?ArticleId=2471 ve http://www.transitchicago.com/riding_cta/busroute.aspx?RouteId=178) Salona giriş oldukça rahat. Sadece çıkışta almak üzere çantanızı emanete veriyorsunuz ve içeridesiniz. Maçın bilet fiyatları rakibe göre değişiyor. Üç adet seviye var (Level 100, 200 &amp;amp; 300) ve 300'den rahatlıkla maçı takip etmek mümkün. Biletleri ise www.ticketmaster.com adresinden satınalabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Basketbol salonu Amerikalılar için tam bir eğlence mekanı. Sosisli sandviçler, biralar, koridorlarda blues ve rock müzik yapan gruplar, anneler, babalar, çocuklar... 15 dakika önce yerimizi alıyoruz ki takımların ısınmasını kaçırmayalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orta saha çizgisinin üstünde devasa bir skorbord var. Yüksek çözünürlükteki ekranlarda pozisyonları izlemek, istatistikleri takip etmek, molalarda dağıtılan bedava ödüller ile ilgili heyacanı yaşamak ve seyirciyi galeyana getirmek için gösterilen ¨Noise¨ (Gürültü yapın da rakip takımın gözü korksun) animasyonlarını görmek mümkün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p8Na6xZAI/AAAAAAAAAQY/IE0Djdq9lMU/s1600-h/DSC_5989_2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 200px; height: 149px; text-align: center; " src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p8Na6xZAI/AAAAAAAAAQY/IE0Djdq9lMU/s200/DSC_5989_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447803269264008194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p8wik3ZfI/AAAAAAAAAQg/4P8A3GLTRpU/s1600-h/DSC_6007_2.jpg" style="text-decoration: none;"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 192px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p8wik3ZfI/AAAAAAAAAQg/4P8A3GLTRpU/s200/DSC_6007_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447803872615032306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç başlıyor. Her ne kadar skor başabaş da gitse Dallas hep önde ve Chicago taraftarına bir kıyak yapma niyeti de pek yok gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p9qqt0UGI/AAAAAAAAAQo/h0ByhLSwUwc/s1600-h/DSC_6019_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 136px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p9qqt0UGI/AAAAAAAAAQo/h0ByhLSwUwc/s200/DSC_6019_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447804871232475234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz de ne yapalım, devre arasındaki akrobasi gösterileriyle eğleniyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p-Lf7WmZI/AAAAAAAAAQ4/eRmWELkV-HA/s1600-h/DSC_6026_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p-Lf7WmZI/AAAAAAAAAQ4/eRmWELkV-HA/s200/DSC_6026_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447805435272141202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p-KSNkrDI/AAAAAAAAAQw/pu0G6CXXg5M/s1600-h/DSC_6024_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 148px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p-KSNkrDI/AAAAAAAAAQw/pu0G6CXXg5M/s200/DSC_6024_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447805414410595378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir diğer molada çıkanlar ise tabir yerindeyse beni dumura uğrattı. Yaşama sevgisi ve kulübe bağlılık birleşince böyle bir tablo çıkıyor demek ki ortaya. Tüm Türk sporseverlerin ders alması dileklerimle, Swingin' Seniors'u (Sallanan İhtiyarlar) takdimimdir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p_Oqb2fnI/AAAAAAAAARI/EHcnSuV0SBI/s1600-h/DSC_6030_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p_Oqb2fnI/AAAAAAAAARI/EHcnSuV0SBI/s200/DSC_6030_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447806589144039026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p_OH4rwjI/AAAAAAAAARA/I_T68nWp3Zc/s1600-h/DSC_6031_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 132px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5p_OH4rwjI/AAAAAAAAARA/I_T68nWp3Zc/s200/DSC_6031_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447806579869729330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;NBA maçı olur da Ponpon Kızlar olmaz mı? Evet belki maçı Chicago 122-116 kaybetti ama benim için tek teselli Chicago Luvabulls'u yerinde görmek oldu denebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5qAGQN1k_I/AAAAAAAAARQ/zQJz8Xk7mg0/s1600-h/DSC_6033_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 158px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5qAGQN1k_I/AAAAAAAAARQ/zQJz8Xk7mg0/s200/DSC_6033_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447807544178611186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arkası yarın...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-7435745997478812076?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/7435745997478812076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=7435745997478812076' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/7435745997478812076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/7435745997478812076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2010/03/ekonomik-buhrandan-cks-ve-sanayi.html' title='Ekonomik Buhrandan Çıkış ve Sanayi Devrimi - 1'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/S5psLP67HTI/AAAAAAAAAPw/wzccgT05tMQ/s72-c/DSC_5910_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-3338776749904397032</id><published>2008-08-11T20:04:00.021+02:00</published><updated>2008-11-24T15:44:57.897+02:00</updated><title type='text'>Bir Avrupa Futbol Şampiyonası Hikayesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSo_RCtw7wI/AAAAAAAAANc/heTaWS8xMl4/s1600-h/DSC_2559_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSo_RCtw7wI/AAAAAAAAANc/heTaWS8xMl4/s200/DSC_2559_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272095875809734402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu macera bir Cumartesi sabaha karşı Basel'e yapacağımız EasyJet yolculuğuyla başladı.Fırat'ın önderliğinde Sabiha Gökçen Havalimanı'nda buluşup uçak saatini beklemeye koyulduk. Her ne kadar Fırat'ım sabahın köründe formasıyla da gelmiş olsa, havaya girmemiz için birer birayı içmemiz gerekiyormuş. Bu fikri özümseyip Efesleri yuvarladıktan sonra uçağa binme kuyruğuna geldik. Daha çok Esenler otobüs garını anımsatan bu sahneyi, Fırat'ın İnternet'ten rezervasyonu sayesinde kolayca atlatıp uçağa koşar adımlarla bindik. Bu da neyin nesi diyenler olabilir, EasyJet'i mantığını biraz anlatmaya çalışayım. Biz Ocak ayında biletleri yaklaşık 80€'ya aldık. Bu fiyatın gidiş dönüş olduğunu belirtmek isterim. Sonradan sıradaki bir amcadan öğrendiğimiz üzere uçuş tarihine yaklaştıkça fiyatlar 200€'yu buluyormuş. Bilgiyi aldığımız amcaya birazdan değineceğim zira gecemizin eğlencesi o oldu ve sonraki birkaç günümüzün ve haftamızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biletinizle havaalanında uçağa biniş sırasına geçerken sizi 3 gruba ayırıyorlar. A grubu, EasyJet kartı olanlar veya business class ödeme yaptığını tahmin ettiğim 10-12 kişilik bir grup oluyor. (evet oturum planında sanırım business gibi bir alan yok ama ona benzer bir sınıflandırma da olabilir). Zaten bizi A grubu çok da ilgilendirmiyor zira ne EasyJet kartımız var ne de business seviyesinde bir biletimiz. Önce A grubunu uçağa alıyorlar. Bir miktar beklemenin ardından sıra B grubuna geliyor. B grubu, İnternet üzerinden check-in yapan kişilerin grubu. Yaklaşık 20 kişilik bir topluluk ve biz de buradayız. C grubuna kalanların ise vay haline! Ne yaparsanız yapın, EasyJet'ten bilet alırsanız, ya A olun (nasıl olacağını bilmiyorum :)) ya da İnternet'ten Check-in işleminizi gerçekleştirin. Geriye kalanlar da tahmin edebileceğiniz gibi (yaklaşık 100-120 kişi) C grubu. B grubunu uçağa almaya başladıklarında zaten sıcaktan gerilmiş olan sinirler, insanlar terminalden çıkış kapısının 3 metre ötesindeki yan kapıya yönlendirildiğinde kopma noktasına geldi. İşte tam o anda, biraz önce bahsettiğim amca sahneye çıktı. Görevli kıza Avrupa Yakası'ndaki Burhan sesiyle "sen gerizekalı mısınnnnnnn?" diye bağırdı. Kız önce bozuldu, sinirlendi, ardından da "bu adamı uçağa almayın arkadaşlar, otobüse de almayın" diye bağırmaya başladı. Adam gayet pişkin bir şekilde "sen kimsin de beni uçağa almayacaksın" diyerek önce servis otobüsüne bindi ardından da uçağa. Anlayacağınız tam bir kör dövüşü hakim. Uçağa ise bindikten sonra elinizi çabuk tutmanız lazım zira yerler numaralı değil! Erken gelen kapar modeli yaygın. Zaten oldukça yorgun olduğumuzdan hemen uyumuşuz. Uçak, Basel'e indikten sonra otobüsle tren garına geçtik. Burada Atilla ile buluşup kısa bir kahvaltı sonrası Viyana trenine bindik ve yaklaşık 1,5-2 saat sonra Cenevre'ye ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSo_rMXJCNI/AAAAAAAAANk/Ov0efUw7i04/s1600-h/DSC_2565_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSo_rMXJCNI/AAAAAAAAANk/Ov0efUw7i04/s200/DSC_2565_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272096325075798226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Avusturya-İsviçre'nin ortak şampiyona düzenlemesi sebebiyle her iki ülkede de gideceğiniz maçın olduğu gün ve bir sonraki gün öğlen 12'ye kadar tüm toplu taşıma araçları ücretsiz. Organizasyon dediğin böyle olur dedirtiyorlar insana. Öğle yemeği için yine Fırat'ın ayarladığı bir İtalyan lokantasında bütün ekip biraraya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpAT-taK9I/AAAAAAAAANs/FB9tJsqqhRg/s1600-h/DSC_2579_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpAT-taK9I/AAAAAAAAANs/FB9tJsqqhRg/s200/DSC_2579_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272097025785736146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Lokantanın adı la Trattoria, rue de la Servette 1, Geneve, 1201, Switzerland.&lt;br /&gt;Telefonu:+41 (22) 7349476. Deniz mahsullü makarnayı şiddetle tavsiye ediyorum. Lokantanın bir diğer ilginç özelliği de dünyanın çeşitli ülkelerinden gelenlerin dükkanın sahibine hediye ettikleri banknotlar Bunları bir duvarda sergiliyor. Hiç bu kadar farklı parayı birarada görmemiştim ne yalan söyleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBAs86RnI/AAAAAAAAAN0/cWVj-QizPlI/s1600-h/DSC_2571_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBAs86RnI/AAAAAAAAAN0/cWVj-QizPlI/s200/DSC_2571_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272097794113029746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek sonrası eşyalarımızı Başaklara bırakıp Fırat'ın İsviçrede yaşayan başka bir danışman arkadaşına uğrayıp stadın yolunu tuttuk. Stada yaklaştıkça kalabalık artıyordu. Kalabalığın asıl sebebi ise sınırlı sayıda kapıda üst seviyedeki güvenlik önlemleriydi. İçeriye girerken profesyonel fotoğraf makinelerinin alınmadığı söylentisi beni de endişeye sevketti. Riski azaltmak için teleobjektifimi kutusuyla beraber Arkın'a verdim. Bereket beni de onu da üstünkörü aramaları, oldukça makbule geçti. Bu sayede, diğer yarı sahada olanları da rahatlıkla fotoğraflayabilecektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBU-pICrI/AAAAAAAAAN8/ZvyOKCPOfxM/s1600-h/DSC_2591_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBU-pICrI/AAAAAAAAAN8/ZvyOKCPOfxM/s200/DSC_2591_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272098142459267762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBb6vWLLI/AAAAAAAAAOE/3gAz1UhLkWY/s1600-h/DSC_2592_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpBb6vWLLI/AAAAAAAAAOE/3gAz1UhLkWY/s200/DSC_2592_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272098261670702258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İçeride Portekizli seyirciler çoğunluktaydı. Yerimiz kale arkasında olmasına rağmen iyi bir görüş alanına sahiptik diyebilirim.  Isınma hareketlerinin bitmesini müteakip takımlar soyunma odalarına girdiler. 5-10 dakikalık bir bekleme sonrası hakemlerle beraber sahaya çıktılar. Gözler tabii ki Ronaldo'nun üzerindeydi. Maç başlamadan önce okunan milli marşların ilk kez hep bir ağızdan bu kadar başarılı okunduğunu gördüm. Sebebi ise yine bir organizasyon harikası olarak, milli marşların dev ekranda, aynı bir karaoke bardaki gibi sözleriyle beraber çalınmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpCDZ8RD5I/AAAAAAAAAOU/BW_Xv1NoAXw/s1600-h/DSC_2619_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpCDZ8RD5I/AAAAAAAAAOU/BW_Xv1NoAXw/s200/DSC_2619_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272098940061290386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpB1s46mAI/AAAAAAAAAOM/WwhqI0xLwZA/s1600-h/DSC_2620_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpB1s46mAI/AAAAAAAAAOM/WwhqI0xLwZA/s200/DSC_2620_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272098704629340162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Başlama düdüğüyle beraber maça savunma ağırlıklı başladık. Kalemizdeki birkaç tehlike sonrası, maçın sonucunun aleyhimize olacağını ister istemez düşünmeye başladım. İkinci yarının başlamasıyla beraber artan Portekiz atakları önce ilk golü, maçın sonlarına doğru da ikinci golü getirdi. turnuvanın em kötü maçını oynadığımızı belki günler sonra finali kılpayı kaçırdığımızda daha iyi anlayacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD6eeNcCI/AAAAAAAAAOk/w4wOmpFNU5s/s1600-h/DSC_2632_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD6eeNcCI/AAAAAAAAAOk/w4wOmpFNU5s/s200/DSC_2632_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272100985681834018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD6qMhTeI/AAAAAAAAAOs/sU3MegYsGr8/s1600-h/DSC_2653_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD6qMhTeI/AAAAAAAAAOs/sU3MegYsGr8/s200/DSC_2653_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272100988828863970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7A7XIhI/AAAAAAAAAO0/rCcR-Sribqg/s1600-h/DSC_2655_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7A7XIhI/AAAAAAAAAO0/rCcR-Sribqg/s200/DSC_2655_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272100994930909714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7UmxaEI/AAAAAAAAAO8/txwczyz9it0/s1600-h/DSC_2672_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7UmxaEI/AAAAAAAAAO8/txwczyz9it0/s200/DSC_2672_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272101000213260354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7YUKgyI/AAAAAAAAAPE/bHa6vzBtY_U/s1600-h/DSC_2686_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpD7YUKgyI/AAAAAAAAAPE/bHa6vzBtY_U/s200/DSC_2686_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272101001208955682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQeri_XI/AAAAAAAAAPM/grOUVxw0h0w/s1600-h/DSC_2720_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQeri_XI/AAAAAAAAAPM/grOUVxw0h0w/s200/DSC_2720_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272101363694894450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQlE82gI/AAAAAAAAAPU/iY298M2s93o/s1600-h/DSC_2728_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQlE82gI/AAAAAAAAAPU/iY298M2s93o/s200/DSC_2728_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272101365412059650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ne yapalım! "Mucizeler zaman alırmış!" Maçtan çıktıktan sonra Ayşen'in Lozan'daki evine gitmek için arabasını parkettiği yere tramvayla ulaşmaya çalıştık ama izdiham nedeniyle biraz zamanımızı aldı. Eve vardığımızda saat 1'i bulmuştu bile. Güzel bir uyku sonrası, Ayşen'in hazırladığı, peynirli, zeytinli, domatesli, reçelli Türk Kahvaltısı'nı bir nefeste yutuverdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQ_vwEHI/AAAAAAAAAPc/hElnxJjPk9I/s1600-h/DSC_2734_Small.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSpEQ_vwEHI/AAAAAAAAAPc/hElnxJjPk9I/s200/DSC_2734_Small.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272101372570898546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-3338776749904397032?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/3338776749904397032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=3338776749904397032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3338776749904397032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3338776749904397032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2008/08/bir-avrupa-futbol-ampiyonas-hikayesi.html' title='Bir Avrupa Futbol Şampiyonası Hikayesi'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSo_RCtw7wI/AAAAAAAAANc/heTaWS8xMl4/s72-c/DSC_2559_Small.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-2244104520424451942</id><published>2008-06-01T21:23:00.030+02:00</published><updated>2008-11-24T07:41:16.923+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (4)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXrfelEm4I/AAAAAAAAALk/6xfzGc8CNLA/s1600-h/IMG_0375_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXrfelEm4I/AAAAAAAAALk/6xfzGc8CNLA/s200/IMG_0375_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270877864924060546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir zaman geçti son yazımı yazalı. Kaldığım yerden devam etmeye çalışacağım. Umarım fazla unutmamışımdır. Barcelona'daki son günümde birkaç yer kalmıştı görmek istediğim. Öncelik tabii ki yine Gaudi'deydi. Gaudi'nin mimari bileşenler içeren ve 14 yılda tamamladığı bahçesi, "Park Güell", oldukça geniş alana yayılmış bir park. Parka girdikten sonra tapınakvari bir yapı ve merdivenler sizi karşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXr1263WrI/AAAAAAAAALs/wDw7J5UxzZI/s1600-h/IMG_0378_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXr1263WrI/AAAAAAAAALs/wDw7J5UxzZI/s200/IMG_0378_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270878249415039666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kalabalığa fazla girmemek için gezime soldan başlayıp 3 Haçlı Tepeye doğru yürüdüm. Buradan şehre oldukça güzel bir açıdan bakılabiliyor. La Sagrada Familia'nın kuleleri, giriş kapısındaki Hansel ve Gretel'in şekerleme evini andıran kulübe, hemen yakınından yükselen mozaik kule objektifime ve aklıma ilk takılanlar. Ardından kocaman kumluk bir araziye geliyorsunuz. Aslında burası büyük bir meydan. Mozaik duvarlarla çevrili bu alandan şehre şöyle bir bakıp sonrasında hayal dünyasına kaldığınız yerden çocukluğumuzun kumdan kaleleri, devasa kaya saksıları ile devam etmek mümkün. Bunlar benim hayalimde canlananlar. Kimbilir belki sizdeki yansımalar daha farklı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXsR7w4LzI/AAAAAAAAAL0/PjuN3RMV7E8/s1600-h/IMG_0388_800x600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXsR7w4LzI/AAAAAAAAAL0/PjuN3RMV7E8/s200/IMG_0388_800x600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270878731751665458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtbj2WwwI/AAAAAAAAAME/SqNf3WrKZI8/s1600-h/IMG_0393_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtbj2WwwI/AAAAAAAAAME/SqNf3WrKZI8/s200/IMG_0393_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270879996642509570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtbmasH5I/AAAAAAAAAL8/lgFeItLDlX0/s1600-h/IMG_0390_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtbmasH5I/AAAAAAAAAL8/lgFeItLDlX0/s200/IMG_0390_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270879997331775378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtb8xspAI/AAAAAAAAAMU/y1iqzl1RGSg/s1600-h/IMG_0406_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtb8xspAI/AAAAAAAAAMU/y1iqzl1RGSg/s200/IMG_0406_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270880003333858306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtb_Z17TI/AAAAAAAAAMM/RUTks8O_E04/s1600-h/IMG_0401_800X600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXtb_Z17TI/AAAAAAAAAMM/RUTks8O_E04/s200/IMG_0401_800X600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270880004039109938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksılı uzun yol bittikten sonra yüksek sütunlardan oluşan bir avluya geliniyor. Tavanda yine insanın başını döndüren rengarenk mozaik süslemeler. Burasının 14 yıl gibi bir sürede bitmesine şaşmamak gerek. Parkı gezenler hakkında dikkatimi çeken en garip olgu ise, ne tarafa baksanız farklı bir güzelliğin etrafınızı sarmalamasına rağmen, çoğu insanın bu süslemelerden bihaber yürümesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXguuhsmWI/AAAAAAAAALM/nGEbzY4WVVA/s1600-h/IMG_0409_800x600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXguuhsmWI/AAAAAAAAALM/nGEbzY4WVVA/s320/IMG_0409_800x600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270866032275003746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXiXAZZitI/AAAAAAAAALU/FHNEtK2XKhg/s1600-h/IMG_0410_800x600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXiXAZZitI/AAAAAAAAALU/FHNEtK2XKhg/s320/IMG_0410_800x600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270867823778433746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avlunun devamında, kalabalıkla beraber yol sizi doğruca çıkışa yönlendiriyor. Hatırlarsanız girişte kalabalıktan kaçmak için hemen sola saptığımı söylemiştim. İyi de yapmışım zira çıkış, etrafı merdivenlerle çevrilmiş üç boyutlu bir kertenkele mozaiği ve ağzından akan sular ile güzel bir biçimde sizi uğurluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXofprsqLI/AAAAAAAAALc/oV1J2tdk00w/s1600-h/IMG_0411_800x600.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXofprsqLI/AAAAAAAAALc/oV1J2tdk00w/s320/IMG_0411_800x600.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270874569369757874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Park Güell'den çıktıktan sonra son kalan takatimle Barselona'daki Modern Sanat Müzesi'ne dopru yola düştüm. Doğru mu karar verdiğimden çok emin değildim zira bacaklarım artık direktiflerimi pek dinlemiyor ve adımlarım geri geri gidiyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-2244104520424451942?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/2244104520424451942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=2244104520424451942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2244104520424451942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2244104520424451942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2008/06/bir-interrail-maceras-ispanya-barcelona.html' title='Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (4)'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1ZWTLCXL8iA/SSXrfelEm4I/AAAAAAAAALk/6xfzGc8CNLA/s72-c/IMG_0375_800X600.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-3450231256088828384</id><published>2007-06-11T23:24:00.000+02:00</published><updated>2007-06-12T07:24:59.971+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (3)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4b6CkV9vI/AAAAAAAAAFc/9pVCqVYmZWU/s1600-h/IMG_0265_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075024514028795634" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4b6CkV9vI/AAAAAAAAAFc/9pVCqVYmZWU/s320/IMG_0265_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4d3ykV9wI/AAAAAAAAAFk/zu4fJ6eCa4E/s1600-h/IMG_0264_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075026674397345538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4d3ykV9wI/AAAAAAAAAFk/zu4fJ6eCa4E/s320/IMG_0264_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Her ne kadar kilisenin içinde hummalı bir yenileme ve onarım çalışması devam etse de ağaç şeklindeki sütunları, çiçek şeklindeki tavan motiflerini, sarmal biçimdeki merdivenleri rahatlıkla inceleyebiliyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4j8SkV9xI/AAAAAAAAAFs/OAwaJvznXcU/s1600-h/IMG_0270_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075033348776523538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4j8SkV9xI/AAAAAAAAAFs/OAwaJvznXcU/s320/IMG_0270_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İç kısmı dolaştıktan sonra kilisenin arka bahçesinde ise kumdan bir kale sizi bekliyor. "Nativity Facade - Hz. İsa'nın doğumu isimli cephe" daha önce de belirttiğim gibi tamamlanmış tek cephede neler yok ki! Portakal sepetini andıran kuleler, arp çalan azizeler, Hz. İsa'nın hayatından farklı kesitler... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahçeden usulca sağa doğru yönelip Gaudi müzesine geçtim. İçeride, kilisenin bitmiş halinin bir maketi, Gaudi'nin tüm hayatı, diğer çalışmaları gözler önüne serilmiş. Kilise turum sona erince hızlı Gaudi turuma kilisenin yakınındaki bir kafede kısa bir mola verip bir diğer apartman tasarımı olan &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4j8ikV9yI/AAAAAAAAAF0/czZOts7rW80/s1600-h/IMG_0278_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075033353071490850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4j8ikV9yI/AAAAAAAAAF0/czZOts7rW80/s320/IMG_0278_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Casa Mila ile devam ettim. Bu arada saat 17:30 olmuştu bile ve ben artık bitmeye yüz tutan enerjimin sınırlarını zorluyordum. Casa Mila'da aynı Casa Battlo gibi Gaudi'nin tasarladığı bir apartman. Apartmanın içindeki dairelerde yine ufak ayrıntılar, Gaudi'nin ince dokunuşları göze çarpıyor ama esas çarpıcı kısım binanın çatısı. Casa Battlo'da gördüğümü sandığım "Yıldız Savaşları" asıl burada sahne alıyor. Binanın iç avlusuna bakan ve bir vadiyi andıran çatıdan tutun da, Darth Vader'in askerlerine kadar herşey orada. &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4pLSkV9zI/AAAAAAAAAF8/U4dRqIGdZXk/s1600-h/IMG_0329_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075039104032700210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4pLSkV9zI/AAAAAAAAAF8/U4dRqIGdZXk/s320/IMG_0329_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4pLikV90I/AAAAAAAAAGE/gWA3yz8Ghws/s1600-h/IMG_0334_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075039108327667522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4pLikV90I/AAAAAAAAAGE/gWA3yz8Ghws/s320/IMG_0334_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çatıda manzaranın keyfini çıkarmayı kesinlikle unutmayın! İçeri girdikten sonra Gaudi'nin aslında Barcelona için ne kadar da önemli bir insan olduğunu daha da iyi kavrıyorsunuz. Eserlerinin küçük maketleri ve modelleme çalışmalarını bulabileceğiniz, pek de küçük diyemeyeceğim bir sergi beğeninize sunulmuş durumda. Belediye binalarından tutun da şehrim su sistemine kadar el atmadığı alan kalmamış Gaudi'nin. Bu hayranlık duyguları içinde saati 19 ettiğimin ayırdına varıp hostele doğru yola koyuluyorum. Tam 10 saatlik "Gaudi Günü" 'nün bugünlük sonuna geldiğimin resmidir. Hostele varınca duşumu alıp doğrudan yatağıma kıvrılıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4sVikV91I/AAAAAAAAAGM/n_MFrCV0aN0/s1600-h/IMG_0337_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075042578661242706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4sVikV91I/AAAAAAAAAGM/n_MFrCV0aN0/s320/IMG_0337_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4sVykV92I/AAAAAAAAAGU/FkHSe99BQPo/s1600-h/IMG_0373_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075042582956210018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4sVykV92I/AAAAAAAAAGU/FkHSe99BQPo/s320/IMG_0373_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-3450231256088828384?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/3450231256088828384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=3450231256088828384' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3450231256088828384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3450231256088828384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-ispanya-barcelona_11.html' title='Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (3)'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rm4b6CkV9vI/AAAAAAAAAFc/9pVCqVYmZWU/s72-c/IMG_0265_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-4935454302266539625</id><published>2007-06-08T05:59:00.000+02:00</published><updated>2007-06-12T06:38:50.376+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (2)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjU8ykV9pI/AAAAAAAAAEs/Z2VBANuUlfU/s1600-h/IMG_0249_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073539121064310418" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjU8ykV9pI/AAAAAAAAAEs/Z2VBANuUlfU/s320/IMG_0249_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Casa Battlo'dan ayrılıp diğer tasarladığı bir bina olan Casa Mila ya da diğer ismiyle La Pedrera'ya yöneldim. Binanın önünde uzun bir kuyruk olduğunu görünce vakit kaybetmeden yolumu değiştirip Gaudi'nin başyapıtı, dünyanın en çok ziyaret edilen inşaatlarından biri olan "La Sagrada Familia - Kutsal Aile" 'ye yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş sonrası vardım. Aslında burası bir Katolik kilisesi. 1866 yılında kurulan vakıf ve 1882'de ilk temelin atılmasını müteakip 1883 yılında Antoni Gaudi kilisenin mimarı olarak atanır. 1889 yılında ölülerin gömülmesi için hazırlanan mahzen tamamlanır. 1890 yılında tüm yapının taslak çizimi sonuçlandırılır ve 1892 yılında "Nativity Facade - Hz. İsa'nın doğumu isimli cephe" işi başlar. 1909 yılında papaz okulunun inşası biter ve 30 Kasım 1925 yılında 100 metre yüksekliğindeki ilk çan kulesi göğe yükselir.&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjZxCkV9qI/AAAAAAAAAE0/8OknFOGJfnY/s1600-h/IMG_0287_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073544416758986402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjZxCkV9qI/AAAAAAAAAE0/8OknFOGJfnY/s320/IMG_0287_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatının 40 yılını bu proyeje adayan Gaudi maalesef 1926 yılında vefat eder. Gaudi'nin ölümünden sonra iş, Domenech Sugranyes tarafından devralınır, ta ki 1935'te İç Savaş çıkana değin. İç Savaş sırasında yine maalesef kilise büyük zarar görür, Gaudi'nin atölyesi yok edilir. 1940 yılında yeniden başlayan inşaat günümüzde devam etmektedir. İşin ilginç yanı yapımı önerilen 3 adet cepheden sadece "Nativity Facade - Hz. İsa'nın doğumu isimli cephe" Gaudi gözetiminde tamamlanabilmiştir. Kiliseyi gezmeye başlarken 2 adet bilet alabiliyorsunuz. Bunlardan biri giriş amaçlı, diğeri ise kulelerden birine çıkıp etrafı izlemek için. Kulelere çıkma kısmını tavsiye etmiyorum çünkü asansörde çok uzun bir kuyruk beklemek zorundasınız hem de hatırlarsanız La Rambla'nın sonundaki "Monument a Colom" anıtından benzer manzarayı görmeniz mümkün. İçeri girerken unutmamanız gereken diğer nokta ise muhakkak bir işitsel rehber (audio guide) almanız. Tüm bu ayrıntıları hallettikten sonra kilisenin giriş kapısının bulunduğu "Passion Facade - Hz. İsa'nın Çilesi isimli cephe" 'ye doğru ilerledim. Bu devasa girişte Hz.İsa'nın çarmıha gerilmesi, işkence görmesi konuları anlatılmış. Bu sahneler çoğu kilisede görebileceğiniz sahneler olmakla beraber farklı olan nokta Hz.İsa'nın tasviri çünkü Hz. İsa bu heykellerde başka yerlerde pek de rastlayamayacağınız ayrıntılarla betimlenmiş. Mesela iyice sıskalaştırılmış, bir sütüna bağlanmış ya da yüzü olmadan resmedilmiş!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rmjg2ykV9rI/AAAAAAAAAE8/CN39QaRUSIM/s1600-h/IMG_0256_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073552212124628658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rmjg2ykV9rI/AAAAAAAAAE8/CN39QaRUSIM/s320/IMG_0256_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rmjg3ykV9sI/AAAAAAAAAFE/FIZ0yHPUbeM/s1600-h/IMG_0258_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073552229304497858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rmjg3ykV9sI/AAAAAAAAAFE/FIZ0yHPUbeM/s320/IMG_0258_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kilisenin içinde hala inşaat ve onarım çalışmaları devam ettiği için sadece belirli alanları ziyaret edebiliyorsunuz. Aydınlatma, devasa vitray ve camekanlardan içeriye giren ışık demetleriyle sağlanmakta. Gaudi'nin asıl dehası ise kiliseyi ayakta tutan sütun sistemiyle gözler önüne seriliyor. Gaudi hayatı boyunca doğadan çok etkilenmiş ve bunu, işine sonuna kadar yansıtmış. Tabii ki sayısal denklemler yardımıyla. İlgilenenler için, hiperboloid yapıyı, mimari anlamda ilk uygulayan kişilerden biri olduğunu söyleyebilirim Gaudi'nin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjkkSkV9tI/AAAAAAAAAFM/6gjmvKayEsI/s1600-h/IMG_0259_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073556292343559890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjkkSkV9tI/AAAAAAAAAFM/6gjmvKayEsI/s320/IMG_0259_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjkkSkV9uI/AAAAAAAAAFU/S9cPwQMB4nc/s1600-h/IMG_0262_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073556292343559906" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjkkSkV9uI/AAAAAAAAAFU/S9cPwQMB4nc/s320/IMG_0262_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjkkSkV9uI/AAAAAAAAAFU/S9cPwQMB4nc/s1600-h/IMG_0262_blog.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-4935454302266539625?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/4935454302266539625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=4935454302266539625' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4935454302266539625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4935454302266539625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-ispanya-barcelona_08.html' title='Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (2)'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmjU8ykV9pI/AAAAAAAAAEs/Z2VBANuUlfU/s72-c/IMG_0249_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-7334598290103613582</id><published>2007-06-07T05:41:00.000+02:00</published><updated>2007-06-12T06:35:45.603+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (1)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeE8CkV9hI/AAAAAAAAADs/u-cFGV_PkVQ/s1600-h/IMG_0180_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073169672272475666" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeE8CkV9hI/AAAAAAAAADs/u-cFGV_PkVQ/s320/IMG_0180_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabah 10'da uyanıp Barcelona sokaklarına attım kendimi. Rehber kitabımda adı geçen yerleri bir güne sığdırmak ciddi bir koşuşturma vaadediyordu bana. Barcelona'da görülmesi gereken yerlerin önemli bir bölümü Gaudi'nin eserlerinden oluşuyor. Ancak Gaudi konusuna birazdan değineceğim. Yürüme rotamdaki ilk nokta La Rambla caddesi. Yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki bu cadde 6 farklı yürüme alanından (ramblas) müteşekkil ve Plaça De Catalunya'dan (Katalan Meydanı) başlayıp sahildeki Monument a Colom'a kadar uzanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sokaklardan La Rambla'ya çıkıp sahile doğru yöneldim. Limana vardığımda Christopher Columbus'un işaret parmağıyla Libya'yı gösterdiği, oldukça yüksek bir anıt olan "Monument a Colom" 'a ulaştım. Bu anıtın güzelliği, içinde bulunan bir asansörle aynı Galata Kulesi misali tepesine çıkıp Barcelona'nın önemli noktalarını görebilmeniz ve resmedebilmeniz. Marina'da biraz oyalandıktan sonra La Rambla'ya geri döndüm. Avrupa'nın belli başlı şehirlerindeki meydanlarda gördüğüm insan heykeller bu caddede oldukça yaygın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeF0SkV9iI/AAAAAAAAAD0/benn5IITICU/s1600-h/IMG_0193_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073170638640117282" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeF0SkV9iI/AAAAAAAAAD0/benn5IITICU/s320/IMG_0193_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yürümeye devam edip şehrin en ucuz yemek mekanlarından biri olan "La Boqueria - Mercat De Sant Josep" 'e vardım. La Rambla 89 numarada bulunan bu mekan günlük koşuşturmasıyla, yapılandırması tamamen çelikten yapılmış Modernist mimarisiyle ve Mısır Çarşısı kıvamındaki kalabalığıyla kaçırılmaması gereken bir nokta. Özellikle taze meyve almak ve ucuz deniz mahsulleri yemek için ideal. Öğle yemeğinde hatrı sayılır deniz mahsulünü mideye indirdikten sonra Barcelona'yı benim için daha da çekici kılan Gaudi'nin eserlerini keşfetmek için yola koyuldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeHIykV9jI/AAAAAAAAAD8/myS-YyQ-HQg/s1600-h/IMG_0198_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073172090339063346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeHIykV9jI/AAAAAAAAAD8/myS-YyQ-HQg/s320/IMG_0198_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeILykV9kI/AAAAAAAAAEE/dUfIlsqDZnQ/s1600-h/IMG_0201_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073173241390298690" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeILykV9kI/AAAAAAAAAEE/dUfIlsqDZnQ/s320/IMG_0201_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Antoni Gaudi, 1852 yılında dünyaya gelmiş ünlü bir Katalan mimar. Modernizmin en önemli temsilcilerinden biri olan Gaudi Barcelona'ya birçok anlamda hayat vermiş. Şehir merkezinde yürümeye başladıktan sonra dehanın birçok eserine ardarda şahit oluyorsunuz. Gaudi'nin dünyasındaki ilk durağım aslında bir apartman olan Casa Battlo. Kaptan Nemo'nun meşhur denizaltısi Nautilius'u andıran girişi, yumurta şeklindeki pencereleri, sanki Hansel ve Gretel'in masal evinden getirilmiş sokak kapıları, George Lucas'ın "Yıldız Savaşları" film setini andıran çatısı insanı ister istemez ayrı bir dünyaya alıp götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeL3CkV9lI/AAAAAAAAAEM/x-tuKD2btWI/s1600-h/IMG_0209_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073177282954524242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeL3CkV9lI/AAAAAAAAAEM/x-tuKD2btWI/s320/IMG_0209_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeMLikV9mI/AAAAAAAAAEU/D62mFvgSbuA/s1600-h/IMG_0212_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073177635141842530" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeMLikV9mI/AAAAAAAAAEU/D62mFvgSbuA/s320/IMG_0212_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeMsykV9nI/AAAAAAAAAEc/kxey4Bd3KpM/s1600-h/IMG_0224_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073178206372492914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeMsykV9nI/AAAAAAAAAEc/kxey4Bd3KpM/s320/IMG_0224_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeNGSkV9oI/AAAAAAAAAEk/EE0z57zXVJQ/s1600-h/IMG_0237_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073178644459157122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeNGSkV9oI/AAAAAAAAAEk/EE0z57zXVJQ/s320/IMG_0237_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-7334598290103613582?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/7334598290103613582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=7334598290103613582' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/7334598290103613582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/7334598290103613582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-ispanya-barcelona.html' title='Bir Interrail Macerası - İspanya - Barcelona Kazan, Ben Kepçe (1)'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmeE8CkV9hI/AAAAAAAAADs/u-cFGV_PkVQ/s72-c/IMG_0180_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-4817631500353939583</id><published>2007-06-06T05:42:00.000+02:00</published><updated>2007-06-06T07:28:25.476+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - İspanya - Nerede Kalmıştık?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İstanbul'a gelmenin benim için bu kadar zor olduğu bir anı daha hatırlamıyorum. O acı dakikaları unutmak mümkün değil ve onlar her zaman benimle beraber olacak. Bir günlük ara sonrası seyahatime rotayı çok aksatmamak adına Barcelona'dan devam ettim. Bu adam, uçak biletlerini nereden buldu sorusu aklınıza gelebilir tabii ki. Kısmet işte, yıllardır biriktirdiğim milleri İnterrail seyahatim ve anneannemin cenazesi için kullanmak nasipmiş.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uçakta yanımda iki Türk oturuyordu. İstanbul'da kullanılmayan ev atıklarının geri dönüşümü üzerine çalışıyorlarmış ve Avrupa'da bu konuda bize en yakın ülke İspanya'ymış. Barcelona Belediyesi ile görüşüp hangi aşamalardan geçtiklerini konuşacaklarmış. Böyle keşfedilmemiş (ya da keşfedilmiş ama benim hakkında hiçbir fikrimin olmadığı) işleri yapanlara hayranım. Neyse yemek sonrası gazeteye göz atarken spor sayfasında bir de ne göreyim! O akşam FC Barcelona'nın sezon açılışı varmış ve Bayern München ile Barcelona'nın meşhur stadı "Camp Nou" 'da karşılaşacaklarmış. İçimden "acaba yer var mıdır? Bu maça gidebilir miyim?" diye geçirmedim dersem yalan olurdu. Son 2 günün yorgunluğuyla biraz uyumuşum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY2XCkV9XI/AAAAAAAAACc/HW6KDmQwXbo/s1600-h/IMG_0111_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072801799733638514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY2XCkV9XI/AAAAAAAAACc/HW6KDmQwXbo/s320/IMG_0111_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Barselona'ya indiğimde saat öğleden sonra 3 sularıydı ve hava oldukça sıcaktı. Metroya atladim ve ilk durağım olan Sants Estacio'ya doğru yola çıktım. "Sants Estacio" şehrin önemli aktarma noktalarından biri. Çoğu banliyö treni ve uluslararası tren bu istasyondan hareket ediyor. Paris'teyken kalacak yerimin rezervasyonunu yaptırdığım için rahattım. Sants Estacio'ya vardıktan yaklaşık 15-20 dakika sonra yürüyerek hostele vardım. Resepsiyonist adam bana yer olmadığını söyleyince şenliğin başladığını anladım içten içe. Rezervasyonumun teyidini almadığım için o günkü iptal olmuştu ve şu anda da koca hostel yer yoktu. Ancak ertesi günden itibaren orada kalabilirdim. Yakında başka bir hostel olup olmadığını sordum. Bana uzunca bir liste verdiler ama hangisi iyi, hangisi ucuz, hangisi temiz, vb. sorularına cevap bulmak mümkün değildi. En önemli soru ise hangisinde yer olduğuydu. Ne de olsa yaz mevsimi özellikle de Ağustos ayı, Bercelona'nın dolup taştığı dönemlerden biriydi. "Ya bunlardan hangisi?" diye sorunca kağıda "Alberguinn" ismini çiziktiriverdi resepsiyonist kız. Telefonla aradım hosteli. Karşımdaki ses yer olduğunu söyledi. Hemen ismimi verip yola koyuldum. Uzun bir arayış sonrası (sırtımdaki çantanın ağırlığını tekrar tekrar hatırlatmama gerek yok sanırım) hostele vardım. (Kalmak isteyenler için şiddetle tavsiye ederim: Alberguinn Sants Youth Hostel - c/Melcior de Palau, 70-74 08014 Barcelona. Tel: +34 934 905 965, Faks: +34 934 911 941, E-Posta: &lt;a href="mailto:alberguinn@alberguinn.com"&gt;alberguinn@alberguinn.com&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.alberguinn.com"&gt;www.alberguinn.com&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY5nykV9YI/AAAAAAAAACk/Pzrh8vBVbck/s1600-h/IMG_0113_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072805386031330690" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY5nykV9YI/AAAAAAAAACk/Pzrh8vBVbck/s320/IMG_0113_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tam bir pansiyon havası hakim giriş ve lobiye. O akşamlık yerimin teyidini aldıktan sonra odama yerleştim. Odayı şöyle tarif edeyim. 9 adet ranzanın bulunduğu 18 kişilik bir yatakhane aslında. Kız erkek karışık kalıyor. Herkese kişisel eşyalarını kilitlemek için birer dolap veriyorlar. (Sonradan, kilitli bir dolabın kaldığınız yerin artılarından olduğunu anladım) Tuvalet ve banyo ortak kullanıma açık ve oldukça temiz. Bir müddet düşündükten sonra burada konaklamaya verdim zira o çantayı tekrar geri taşımak benim için eziyet olacaktı. Hem bir hostelde aradığım en önemli iki unsur mevcuttu. Birincisi temizlik, ikincisi sıcak su. Üstümü değiştirdikten sonra resepsiyondaki kıza FC Barcelona'nın sezon açılışından haberdar olup olmadığını sordum. "Tabii ki" dedi. Maç bileti bulma olasılığımı ve nereden alabileceğimi sorunca bilet bulmamın zor olabileceğini ama yine de stada gitmemin en doğru hareket olacağını söyledi. Tam dışarı çıkarken kapıda Barcelona formalı bir adam gördüm. Sonradan öğrendiğime göre Kanadalı bir emlakçıymış. Marsilya'da yaşayan Fransız kız arkadaşını ziyaret etmeden önce 2 günlüğüne Barcelona'ya gelmiş. Doğrudan "maça gitmeyi düşünüyorum, bana katılır mısın?" diye sordum. "Neden olmasın?" yanıtıyla beraber yola koyulduk. Stad yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesindeydi. Stad etrafındaki gişelerden 39€'luk biletimizi alıp hostele geri döndük. Evet belki bir açılış maçı için pahalıydı bilet ama hem benim için rüya niteliğindeki bir stadın "maraton" tribününde maç izleyecektim, hem de Ronaldinho'yu çiplak gözle izleme fırsatını bulacaktım. Tartışmasız değerdi bu paraya. Saat 8'de tekrar stada gittik. Stad çevresinde adeta bir karnaval havası hakimdi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY84ikV9ZI/AAAAAAAAACs/FqsMF87PC8U/s1600-h/IMG_0115_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072808972329022866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY84ikV9ZI/AAAAAAAAACs/FqsMF87PC8U/s320/IMG_0115_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten devasa bir stadyum burası. 98,772 kişilik bu stad 1957 yılında açılmış ve oldukça heybetli bir görünüme sahip. Televizyonda burada oynanan maçlarla ilgili yorumlarda stadın ne kadar çabuk boşaldığından bahsederlerdi de (yaklaşık 5-10 dakika) bir mana veremezdim. Görünce anlıyor insan! 105 adet kapısı var bu stadın giriş çıkış için. Haliyle erken çıkayım, kapıda sıkışmayayım şeklinde bir endişeye gerek yok. Stada girdiğinizde kirişlerde bugüne kadar Barcelona'da forma giymiş tüm futbolcuların isimleriyle karşılaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY-vSkV9aI/AAAAAAAAAC0/i-PPfJl9t2U/s1600-h/IMG_0119_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072811012438488482" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY-vSkV9aI/AAAAAAAAAC0/i-PPfJl9t2U/s320/IMG_0119_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fazla vakit kaybetmeden oturacağımız yere ilerledik. Biletimin üzerinde "Boca 231" yazıyor, sıra numarası 23, koltuk numarası ise 14. Stada açılan kapıdan geçer geçmez başdöndürücü bir ihtişamla karşı karşıya kalıyor insan. Yaklaşık 1 saatlik bekleyiş sonrası iki takım da sahaya çıkıyor. Bir tarafta bir Avrupa devi, Baern München, diğer tarafta Ronaldinho'lu, Deco'lu, Messi'li evsahibi "Barça". Ronaldinho'yu bu kadar yakından izlemek gerçekten heyecan verici. Topla ısınırken bile farklı bir futbolcu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZBcykV9cI/AAAAAAAAADE/21UPcbAmCTo/s1600-h/IMG_0123_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072813993145791938" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZBcykV9cI/AAAAAAAAADE/21UPcbAmCTo/s320/IMG_0123_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Işık gösterileri ve takım anonslarının ardından maç başlıyor. Daha maçın başları ve kazanılan serbest vuruşu Ronaldinho gole çeviriyor. Ardından peşisıra gelen gollerle Barcelona maçı 4-0 kazanıyor. Yaklaşık 60.000 kişilik taraftar kitlesi halinden memnun Barcelona sokaklarına dağılıyor. Biz ise hostelin yolunu tutuyoruz. Yatağa girdiğimde saat gece 1'i gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZBqSkV9dI/AAAAAAAAADM/AtIYhMh4pHU/s1600-h/IMG_0124_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072814225074025938" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZBqSkV9dI/AAAAAAAAADM/AtIYhMh4pHU/s320/IMG_0124_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZErykV9fI/AAAAAAAAADc/jOTOmu1efDk/s1600-h/IMG_0167_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072817549378713074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZErykV9fI/AAAAAAAAADc/jOTOmu1efDk/s320/IMG_0167_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZERykV9eI/AAAAAAAAADU/Ems7xq1iW5c/s1600-h/IMG_0159_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072817102702114274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZERykV9eI/AAAAAAAAADU/Ems7xq1iW5c/s320/IMG_0159_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZE5SkV9gI/AAAAAAAAADk/i3q_nyuLsgk/s1600-h/IMG_0170_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072817781306947074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmZE5SkV9gI/AAAAAAAAADk/i3q_nyuLsgk/s320/IMG_0170_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-4817631500353939583?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/4817631500353939583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=4817631500353939583' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4817631500353939583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4817631500353939583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-ispanya-nerede.html' title='Bir Interrail Macerası - İspanya - Nerede Kalmıştık?'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmY2XCkV9XI/AAAAAAAAACc/HW6KDmQwXbo/s72-c/IMG_0111_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-2596194792495969004</id><published>2007-06-05T06:13:00.000+02:00</published><updated>2007-06-05T06:51:16.597+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - Fransa - Bekle İstanbul</title><content type='html'>&lt;div&gt;Sıkıntılar içinde yattığım yataktan saat 02:30'da alarmın kısık sesiyle kalktım. Odadakileri her ne kadar uyandırmak istemesem de bunu gerçekleştirmek mümkün değil tabii ki. Kısa bir zaman aralığında giyinip aşağı indim. Hostel ile ilgili çıkış işlemlerimi gerçekleştirdikten sonra karanlığın içine doğru yola koyuldum. Koşar adımlarla otobüs durağına vardığımda saat 02:55'i gösteriyordu. Elimde metroda çalışan görevlinin yazdığı kağıt, içimde otobüsün zamanında gelip gelmeyeceği konusunda duyduğum endişe, beklemeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTlDikV9TI/AAAAAAAAAB8/naGBhyP6YPY/s1600-h/IMG_0099_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072430929307628850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTlDikV9TI/AAAAAAAAAB8/naGBhyP6YPY/s320/IMG_0099_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saat 03:05. Artık gerçekten "bu saatte de otobüs mü olur, zamanında gelmeyi bırak, gelir mi" düşüncesi beni sardı. 5 dakika sonra uzakta gördüğüm bir çift yüksek far, "acaba" sorusunu aklıma getirdi ve bir de ne göreyim! 03:11 itibariyle otobüs karşımda duruyor. O an anladım ki daha çok yolumuz var muasır medeniyet seviyesini yakalamamız için...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Otobüsteki yarım saatlik yolculuğun sonrası ikinci otobüsün de aktarma noktasına zamanında gelmesi varolan şaşkınlığımı birkaç kat daha arttırdı. Saat 04:07 idi havaalanına vardığımda. Şimdi oldukça garip geliyor bu ayrıntıda olanları anlatmak ama insan sayılı dakikaların Avrupa'da ne kadar değerli olduğunu görünce hayıflanmadan edemiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTnOCkV9UI/AAAAAAAAACE/8ZporAhtm7k/s1600-h/IMG_0100_blog.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTnsykV9VI/AAAAAAAAACM/o7ol_Zt5iMA/s1600-h/IMG_0102_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072433837000488274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTnsykV9VI/AAAAAAAAACM/o7ol_Zt5iMA/s320/IMG_0102_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Havaalanı bu saatte bomboş. Bir yandan anneannemi düşünüyorum bir yandan da uyumamak için kendimi zor tutuyorum. Uçakta uyku bu savaştan galip çıkıyor ve İstanbul'a kadar deliksiz uyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eve vardığımda saat 12 sularıydı. Bu tip olaylarda genel buluşma mekanı bizim Şişli'deki evin salonudur. Hemen hemen tüm aile büyükleri orada. Teker teker sarıldığım insanların gözlerinden yaşlar oluk oluk akıyordu. Kendimi toparlamaya kararlıydım. Melek'im için güçlü olma zorunluluğumu hatırlayıp sakinleştim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğle vakti Zincirlikuyu'ya tüm aile gittik. Onu son bir kez görme isteğiyle dayım ve ben yanına girdik. Araladıkları tabuttan o tertemiz, soluk yüzünü son kez görüp alnını okşadım. Odadan çıkıp caminin yolunu tuttuk. Avlu yavaş yavaş doluyor, çok uzun zamandır görmediğim insanları görüyordum. Evden beri içimde tuttuğum gözyaşları, Badim bana sarıldığında aralıksız aktı göz pınarlarımdan. İkindiyi müteakip, dünyalar güzeli Melek'imi toprağa emanet edip eve döndük. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTq1SkV9WI/AAAAAAAAACU/KlUfDvKfBO0/s1600-h/IMG_0103_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072437281564259682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTq1SkV9WI/AAAAAAAAACU/KlUfDvKfBO0/s320/IMG_0103_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evde tam bir curcuna hakim. Saat geceyarısı olana değin gelen giden eksik olmadı. Hayatın ilginç bir cilvesi bu işte. Yaşam eğrisinin bir başlangıcında hemen herkes yanınızda oluyor, bir ortasında, evlenirken, bir de sonunda son yolculuğunuza giderken.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-2596194792495969004?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/2596194792495969004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=2596194792495969004' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2596194792495969004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2596194792495969004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-fransa-bekle.html' title='Bir Interrail Macerası - Fransa - Bekle İstanbul'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmTlDikV9TI/AAAAAAAAAB8/naGBhyP6YPY/s72-c/IMG_0099_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-3426286898641343662</id><published>2007-06-03T23:42:00.000+02:00</published><updated>2007-06-04T00:56:54.272+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - Fransa - Merhaba Hüzün</title><content type='html'>19 Ağustos sabahı güneş ışığıyla uyandım. Hostelden ayrılmadan odadaki son fotoğraflarımı Mısırlı Ali ile çekip dışarı attım kendimi. Yalnız seyahat etmek benim için bir bilinmezdi ve belki de imdadıma Sarah'nın telefonuma gönderdiği mesaj yetişti. Nöbetini akşama kadar ertelemiş ve yarım saat içinde Gare du Nord'da buluşabileceğimizi söylüyordu. Sanırım yalnız seyahate ne kadar geç başlasam o kadar iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hostelin yakınındaki metro durağına hızlı adımlarla yürüyüp treni beklemeye başladım. Sabah 10 sularıydı. Annemi, anneannemin durumunu sormak için aradığımda sesi her zamanki gibi durgundu. Yaklaşık 1,5 aydır hastanede zor anlar yaşayan anneannemin yanında olduğunu anlayınca Fransızca nasıl olduğunu sordum. "Kötü" dedi. "O zaman sonra konuşuruz" deyip kapadım. İçim ezilmişti yine. İnsan bu satırları yazarken bile o anları tekrar yaşıyor. 15-20 dakika içinde Sarah ile buluşmak az da olsa teselli etti beni. Şehir merkezinde ufak bir yürüyüş ve kahvaltı sonrası Dan Brown'un "Da Vinci'nin Şifresi" isimli kitabında geçen "Eglise de Saint-Sulpice - Saint Sulpice Kilisesi" önünde birkaç resim çektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmM6Zbdb_FI/AAAAAAAAABU/8dzJtBCkqPQ/s1600-h/IMG_0088_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5071961813891677266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmM6Zbdb_FI/AAAAAAAAABU/8dzJtBCkqPQ/s320/IMG_0088_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Fontaine Saint Michel - Saint Michel Çeşmesi" cıvarında biraz soluklandıktan sonra da Seine Nehri'ni geçip öğle yemeği için bir lokantaya girdik. Siparişi verdikten sonra yemeği beklerken söylemesi ayıp tuvalete indim. Yukarı çıkarken telefonuma baktığımda babamın aradığını gördüm. Duymamışım. Nedense garip hissettim bir an. Babamın numarasını çevirdim. Gayet soğukkanlı bir ses vardı karşımda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Birantçığım anneanneni biraz önce kaybettik. Başın sağolsun." Anında gözlerimden yaşlar boşaldı. Hüngür hüngür ağlamaya başladım. 1,5 aydır hastanede aralıksız ziyaretlerle başlayan bir süreç, umudumu kaybetmediğim günler, bir anda elimden kayıp gitmiş, Melek'im uzaklara uçuvermişti. Sarah durumu biliyordu ama o da şoke olmuştu. Sağolsun beni teskin etti. Her ne kadar gülümsemeye çalışsam da onu istasyondan Lille'e uğurlayana kadar içten içe ağlıyordum. Hostele döndüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNDlrdb_JI/AAAAAAAAAB0/Duyel-fYBc0/s1600-h/IMG_0092_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5071971919949724818" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNDlrdb_JI/AAAAAAAAAB0/Duyel-fYBc0/s320/IMG_0092_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tamamen sudan çıkmış balık gibiydim. Ne yapacağımı bilemiyordum. Evi aradım. Annem çıktı telefona. Cenazenin ne zaman kalkacağını sordum. Pazar günü ikindiyi müteakip kalkacağını söyleyip gelmememi tembihledi. Ardından konuşmamızı dinleyen dedem de konuya müdahil olup kesinlikle tatilimi bölmemem gerektiğini, gelmemin hiçbirşeyi değiştirmeyeceğini, yapacak birşey olmadığını söyledi. Başsağlığı dileyerek, gözyaşları arasında telefonu kapadım. Gitmek konusunda içim içimi yiyordu. Yakın çevreme vefat haberini verdikten sonra Burak'ın ve Kuzey'in telkinleriyle dönüş kararımı kesinleştirdim. Eve haber vermeden THY uçuşlarına baktım. Sabah 7:10 uçağında yerimi ayırttım. Şans işte! Büyük bir şehirdeydim. Bir gün sonraki uçuşta yer vardı. Kafamı dağıtmak için biraz dışarı çıktım. Bir yandan da sabahın köründe havaalanına nasıl gideceğimi düşünüyordum. Metro durağına gidip zayıf Fransızcamla konuyu anlatmaya çalıştım. Allah'tan görevli çok insaflı çıktı ve yaklaşık 15 &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNA27db_HI/AAAAAAAAABk/2ec2azCO7yg/s1600-h/IMG_0093_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5071968917767584882" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNA27db_HI/AAAAAAAAABk/2ec2azCO7yg/s320/IMG_0093_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;dakikalık telefon konuşması sonrası bana sabaha karşı saat 03:11'de arka sokaktaki duraktan otobüse binip 03:56'da başka bir durakta aktarma yaparak saat 04:11'de Orly'e varabileceğimi söyledi. Türküz ya, bana saçma geldi işte. Eşeği sağlam kazığa bağlamak için durağa gittim. Zaman çizelgesi de 03:11 diyordu. "Hadi hayırlısı!" dedim içimden. Hostele dönüp anneme geleceğimi haber verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakta birşeyler atıştırıp seyahat kitabıma boşboş yarım saat kadar baktıktan sonra odama çıkıp yattım. Hemen uyumuşum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNA27db_HI/AAAAAAAAABk/2ec2azCO7yg/s1600-h/IMG_0093_blog.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNC5bdb_II/AAAAAAAAABs/GQNjcf1CSN8/s1600-h/IMG_0096_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5071971159740513410" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNC5bdb_II/AAAAAAAAABs/GQNjcf1CSN8/s320/IMG_0096_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNA27db_HI/AAAAAAAAABk/2ec2azCO7yg/s1600-h/IMG_0093_blog.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmNA27db_HI/AAAAAAAAABk/2ec2azCO7yg/s1600-h/IMG_0093_blog.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-3426286898641343662?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/3426286898641343662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=3426286898641343662' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3426286898641343662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/3426286898641343662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/06/bir-interrail-maceras-fransa-merhaba.html' title='Bir Interrail Macerası - Fransa - Merhaba Hüzün'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/RmM6Zbdb_FI/AAAAAAAAABU/8dzJtBCkqPQ/s72-c/IMG_0088_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-2796290281219824860</id><published>2007-05-30T22:03:00.000+02:00</published><updated>2007-05-31T00:21:43.602+02:00</updated><title type='text'>Bir Interrail Macerası - Fransa</title><content type='html'>18 Ağustos sabahı Atatürk Havalimanı'ndan yaklaşık 3 hafta sürecek olan yolculuğuma başladım. Bir yandan yalnız başına ilk kez bu kadar uzun bir tatile çıkmanın verdiği heyecan, bir yanda hastanede yatan anneannem için duyduğum kaygı. Karmaşık duygular içindeki ben, öğle vakti Paris'e vardım. Sırtımdaki 22 kg'lık çantanın verdiği ağırlık beni ne kadar terletse de yürümekten vazgeçmeyip birkaç metro aktarması ve 20-25 dakikalık yürüyüş sonrası kalacağım hostele ulaştım. Hostelin adı "Auberge De Jeunesse - Leo Lagrange". Sonradan çok da memnun kalmayacağım "Hostelling International" organizasyonunun bir üyesi. Odaya girmem kayıt işlemlerini müteakip 15 dakika kadar sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rl33Brdb_DI/AAAAAAAAABE/MMTbaywftPY/s1600-h/IMG_0063_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070480363707169842" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rl33Brdb_DI/AAAAAAAAABE/MMTbaywftPY/s320/IMG_0063_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odaya girdiğimde üzerinde çantalar olan bir ranza ve bir de yatak vardı. Girişteki bir adet lavabo ve gömme dolap ise diğer ayrıntılardı diyebilirim. Ortak banyo maalesef kullanılabilir gibi değil. Sırtçantamı, usulca boş olan yatağa şifreli kilidimle (çelik tel ve şifreli mekanizmaya sahip, kayak takımları için satılan bir kilit, kullanımı kolay, yola çıkmadan muhakkak edinilmeli) bağlayıp Fransız arkadaşım Sarah ile buluşma yerimiz olan Gare du Nord'a doğru yola koyuldum. Bu noktada kısa bir ayrıntı vereyim. Paris'e gelmemin esas amacı 2000 yılındaki Antalya Forumu'ndan beri görmediğim Maillet kardeşleri görmekti. Aradan geçen 7 yılda, ne kadar bağlantıyı koparmamaya çalışsak da araya mesafe ve zaman girince ilişkiler ister istemez köreliyor. Neyse, saat 16 sularında Sarah ile buluştuk, ardından ablası Marie bize katıldı. Önce Barcelona tren biletimi satın almak için istasyona gittik çünkü İnternet üzerinden rezervasyon yaptırmak mümkün değilmiş. Gara gidince öğrendik ki 2. sınıf tren o saatte yok, 1. sınıf trende ise kısıtlı sayıda yer var. Seyahatimin başında olmam sebebiyle vakit kaybetme konusunda ihtiyatlı davranma niyetindeyim ama nereden bileyim Interrail'in ruhunda hiçbir programa sadık kalınmaması gerekliliğini. İlerleyen günler bunu bana öğretti ama kolay olmadı benimsemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rl33WLdb_EI/AAAAAAAAABM/iq-gLAWLB94/s1600-h/IMG_0066_blog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070480715894488130" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rl33WLdb_EI/AAAAAAAAABM/iq-gLAWLB94/s320/IMG_0066_blog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paraya kıyıp aradaki farkı ödeyerek 1. sınıf bileti aldıktan sonra güzel bir akşam yemeği ve kahve sonrası vedalaşma merasimi. Lille'de yaşayan Sarah'nın ertesi gün hastanede nöbeti vardı ama yine de sabah haberleşmek üzere ayrıldık. Ayarlayabilirsem öğlene kadar görüşebiliriz dedi. Gece hostele döndüğümde odada 2 kişi horlayarak uyuyordu. Işığı yakmamla beraber adamların uyanması bir oldu. Bir Japon, bir Mısırlı ile ayaküstü tanışıp yataklarımıza çekildik. Çok yorulmuştum. Görünen o ki bu çantayla çok işim var!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-2796290281219824860?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/2796290281219824860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=2796290281219824860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2796290281219824860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/2796290281219824860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/05/bir-interrail-maceras-fransa.html' title='Bir Interrail Macerası - Fransa'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rl33Brdb_DI/AAAAAAAAABE/MMTbaywftPY/s72-c/IMG_0063_blog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-6671543617711271113</id><published>2007-05-27T22:27:00.000+02:00</published><updated>2007-05-29T21:20:56.933+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trenle Avrupa seyahati'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interrail'/><title type='text'>Bir Interrail Macerası - Giriş</title><content type='html'>Herkese merhabalar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum bu yazıyı yazmak için bayağı geç kaldım ama yoğun çalışma temposu içinde kişinin kendine vakit ayırması çok da kolay olmuyor. Hele konu bir de yaşadıklarını yazıya dökmeye gelince işler daha da karmaşıklaşıyor. Bu kısa özür sonrası, bazen hüzün, çoğu zaman neşe dolu, yeni arkadaşlıklarla dolup taşan 3 haftalık hayat tecrübesini paylaşmanın zamanıdır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 Nisanının ortasıydı Beck's'in düzenlediği yarışmayı kazanıp Interrail'e katılmaya hak kazandığımızda. Kısa bir bilgi vermek gerekirse Interrail bileti, çeşitli fiyat kategorilerinde, Avrupa'nın farklı ülke ve bölgelerindeki ikinci sınıf trenlerde ve bazı feribotlarda geçerli bir bilet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rlx277db-_I/AAAAAAAAAAk/Ud7ATsgMfkk/s1600-h/DSCF7378.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070058052457855986" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rlx277db-_I/AAAAAAAAAAk/Ud7ATsgMfkk/s320/DSCF7378.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kazandığımız bilet, ekibimizi oluşturan 3 kişinin adlarına istediğimiz tarihlerde kesilecek bir bilet olup Avrupa'daki tüm bölgelerde 1 ay süreyle geçerliydi. Hal böyle olunca bazı kriterler, özellikle profesyonel hayata geçiş yapmış insanlar olan bizi karar verme sürecinde bayağı zorladı. Öncelikle hiçbirimizin 1 ay izin alma gibi bir lüksü yoktu. İkincil olarak gitmeyi düşündüğümüz yerler farklıydı. Grup liderimiz İlsu Balkanları görmek istiyordu. Emraam dalış bir yana Interrail bir yana diyor ve oldukça isteksiz bir tavır sergiliyordu. Benim gönlümde yatan aslan ise Akdeniz sahillerini görmekti. Daha önce İspanya'ya hiç gitmemiştim. Fransa'nın her anlamda zengin sahil şeridinin altını üstüne getirmek istiyordum. İtalya'nın nispeten turistik şehirlerini görmüştüm ancak Sicilya benim için ulaşmam gereken bir efsaneydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar vermek kolay olmadı. Önce Emrah ve İlsu, tatilin çekiciliğine dayanamayıp 1 haftalık izin yapıverdiler kaşla göz arasında. Aynı tarihlerde benim 3 hafta aralıksız izin alabileceğim kesinleşince ayrı tatil yapmamız ister istemez karara bağlanmış oldu. En azından tarih konusunda uzlaşı çabalarımız sonuç verdi ve benim 3 haftalık tatilimle İlsuların 2 haftalık tatilinin 1 haftasını İtalya topraklarında kesiştirebildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit kaybının önüne geçmek için başlangıç ve bitiş noktalarına uçakla gitmeyi uygun gördüm. Uzun zamandır biriktirdiğim millerim işe yarayacak ve böylece cebimden tek kuruş para çıkmayacaktı. Evet belki Interrail'in rutin rotasına ve doğasına tersti uçakla ulaşım ama mümkün olduğunca çok yer görmenin sanırım başka yolu da yoktu. Rota için iyi bir seyahat kitabı arayışına girdim. Amerika'yı yeniden keşfetmenin hiçbir manası yoktu. Kısa bir araştırma sonrası "Let's Go Europe on a Budget 2006" adlı kitap benim için biçilmiş kaftandı. Avrupa'daki 30 ülkenin bölgesel olarak incelendiği bu kapsamlı çalışmada ne nerededir, ne nerede yenir, nerede kalınır, tüm bunların fiyatları ne mertebededir, neresi ne zaman açıktır, nereye gitmek vakit kaybıdır sorularına en iyi cevapları bulabiliyorsunuz. Daha da güzeli, kitabın ilk bölümünde belirli süreler için çeşitli rota önerileri mevcut. Benim işime en çok yarayan ise "The Best of Mediterranean (6 weeks)" haritası oldu. Önerilen günleri ikiye bölüp üzerinde birkaç değişiklik yapmam yeterliydi. Planım 1 hafta İspanya, 1 hafta Fransa ve 1 hafta İtalya'da kalmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmini rotam ise şu şekilde olacaktı:&lt;br /&gt;İstanbul - Paris (uçak),&lt;br /&gt;Paris (1 gece),&lt;br /&gt;Paris - Barcelona (tren),&lt;br /&gt;Barcelona (2 gece),&lt;br /&gt;Barcelona - Sevilla (tren),&lt;br /&gt;Sevilla (1 gece),&lt;br /&gt;Sevilla - Cadiz (tren),&lt;br /&gt;Cadiz (1 gece),&lt;br /&gt;Cadiz - Granada (tren),&lt;br /&gt;Granada (1 gece),&lt;br /&gt;Granada - Valencia (tren),&lt;br /&gt;Valencia (1 gece),&lt;br /&gt;Vakit olursa ve uçak bulabilirsem Ibiza,&lt;br /&gt;Valencia - Barcelona - Figueres - Marseille (tren),&lt;br /&gt;---------------------------------------------------&lt;br /&gt;Marseille (1 gece),&lt;br /&gt;Marseille - Cannes (tren),&lt;br /&gt;Cannes (1 gece),&lt;br /&gt;Cannes - Nice (tren),&lt;br /&gt;Nice (2 gece),&lt;br /&gt;Nice - Napoli (tren),&lt;br /&gt;---------------------------------------------------&lt;br /&gt;Napoli (İlsu ve Emrah ile buluşma - 1 gece),&lt;br /&gt;Napoli - Pompeii (tren),&lt;br /&gt;Pompeii - Napoli - Catania (1 gece),&lt;br /&gt;Catania - Taormina (tren),&lt;br /&gt;Taormina (1 gece),&lt;br /&gt;Taormina - Etna (tren),&lt;br /&gt;Etna (1 gece),&lt;br /&gt;Etna - Palermo (tren),&lt;br /&gt;Plaermo (1 gece),&lt;br /&gt;Palermo - Catania - Napoli (tren),&lt;br /&gt;Napoli - Roma - Milano (tren),&lt;br /&gt;Milano (2 gece),&lt;br /&gt;Milano - İstanbul (uçak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rotanın başına ve sonuna eklediğim arkadaş ziyaretleri de cabasıydı bu gezinin. Her ne kadar planladığım(ız) gibi gerçekleşmese de önemli bir kısmı, yine de eşsiz bir tecrübe olduğunu itiraf etmeliyim. Neler mi oldu? Anlatmaya başlayayım o zaman da daha fazla merak etmeyin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-6671543617711271113?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/6671543617711271113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=6671543617711271113' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/6671543617711271113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/6671543617711271113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/05/bir-interrail-maceras-giri.html' title='Bir Interrail Macerası - Giriş'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1ZWTLCXL8iA/Rlx277db-_I/AAAAAAAAAAk/Ud7ATsgMfkk/s72-c/DSCF7378.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8036939111906840589.post-4681026450994562199</id><published>2007-02-22T18:07:00.000+02:00</published><updated>2007-02-22T18:09:26.046+02:00</updated><title type='text'>Birant'ın Günlüğü</title><content type='html'>Çok yakında geliyor. Şimdilik http://bullitt.sosyomat.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8036939111906840589-4681026450994562199?l=bullittbirant.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bullittbirant.blogspot.com/feeds/4681026450994562199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8036939111906840589&amp;postID=4681026450994562199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4681026450994562199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8036939111906840589/posts/default/4681026450994562199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bullittbirant.blogspot.com/2007/02/birantn-gnl.html' title='Birant&apos;ın Günlüğü'/><author><name>Birant</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10387135807933240080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
